SAYFALAR

22 Nisan 2015 Çarşamba

FARKLI TATLAR - III

         


         Farklı tatlar serisi olarak yeni tariflerimiz ile siz damaktadı severlerimize hitap etmeye devam ediyorum. Yeni tariflerimizin  zevklerinize uygun olacağına umuyorum.


ZEYTİNLİ KEK:

Malzemeler:

4 Yumurta
3/4 su bardağı zeytinyağ
1/4 su bardağı yoğurt
1 su bardağı zeytin
1 tutam pul biber - nane
3 su bardağı un
1 pk. kabartma tozu
Yarım limon suyu
Yarım demet maydanoz ve dereotu

Yapılışı:

4 yumurta, 3/4 su bardağı zeytinyağ,1/4 su bardağı yoğurdu mikser ile çırpın.1 su bardağı zeytin, pul biber ve nane ekleyip karıştırın. Maydanoz ve dereotunu kıyıp karışıma ekleyin.Yarım limon suyunu ekleyin.3 su bardağı un ve 1 pk. kabartma tozunu ekleyip karıştırın. 180 derece fırında 35 dakika pişirin.Servise hazır.


AVAKADOLU SEBZE SOTE:

Malzemeler:

2 adet Avakado
Yarım demet pazı
2 adet Havuç
1 tutam tuz ve karabiber
1 çay bardağı zeytinyağ

Yapılışı:

2 adet avakadoyu soyup ince ince dilimleyin. Yarım demet pazıyı koklerini kullanmak üzere ayırın.2 adet havucu zeytinyağında 15 dk. soteleyin. Avakado ve pazıyı ekleyip sotelemeye devam edin.Tuz ve karabiberle tatlandırarak servise hazırlayın.


 AFİYET OLSUN


14 Nisan 2015 Salı

HAMİLELİK ve BESLENME

     

                        Bu yazımda hamile olan,yakın zamanda bebek planlayan ve bu dönemlerinde beslenme konusunda tereddütleri olan arkadaşlarımızı bilgilendirmek istedim. Umuyorum gerekli vitamin ve beslenme konusunda siz dostlarımı aydınlatabilirim.

              Sağlıklı ve rutin giden bir hamilelik döneminde ortalama kilo artışı 10 -14 kilo arasında olmalıdır. Günlük enerji talebindeki artış ise 150 -300cl.'dir. Hamilelik döneminde alınan fazla kilolar ve gebeliğe aşırı kiloyla başlamak ta hem doğumu güçleştirmekte hemde bu dönemde sağlık sorunları yaratmaktadır.

           Gebelik süresince doktor kontrolü altında alınan ilaçlar haricinde ilaç kullanılması da sakıncalıdır. Örnek verecek olursak suda çözülen vitaminler bana birşey yapmaz bu vitamin ilacı bana dokunmaz düşüncesinden ziyade doğal ve organik olanları tercih etmek gerekir. Bunlara örnek verecek olursak başlıcaları şunlardır:

Kalsiyum: Bu minerallere ihtiyaç henüz anne karnında iken başlar ve doğum sonrasında desteklenmeye devam etmelidir.Ayrıca anne karnında yeterli miktarda kalsiyum alınmaz ise bebek bu ihtiyacını anneden karşılamaya başlayacaktır. Bu durumda ileride annenin sağlığını olumsuz yönde etkileyecektir. Bu dönemde kalsiyum eksikliğinden kaynaklı kramplarda yaşanabilir. Peki bu duruma karşı ek beslenim takviyesi ne olabilir? Bu besinlerin başında süt gelir, devamında ise peynir,yoğurt ve yeşil yapraklı sebzeler tüketilmelidir.

Protein: Bu dönemde protein ihtiyacı %30 oranında artmaktadır.Bu nedenlede yine protein ihtiyacımız hayvansal gıdalarda bulunan ve mümkün ölçüde alınacak etin yağsız şekilde tüketilmesidir.Ayrıca; balıkta bulunan diğer vitamin grubu olan Omega-3 ve Omega-6 yağ asitleride bebeğinizin zeka gelişimini olumlu etkileyen minerallerdir.Ek olarak protein desteğiniz için yoğurt,süt ve peynir haricinde fasulye,mercimek ve yumurta tüketiminizede dikkat etmek gerekir.

Demir: Diğer vitaminlerde olduğu gibi hamilelik döneminde dışarıdan demir takviyesi almak gerekir. Doğum sonrasında emzirme döneminde de 30 -60 mg. demir desteği gerekmektedir. Gebelik döneminde Anneden bebeğe 300 -500 mg. demir geçişi olmaktadır. Bu dönemde demir ihtiyacı daha çok hamileliğin 2. ve 3. dönemlerinde gerekmektedir. Demir eksikliği erken doğuma yol açabileceği için eksikliğimizi ek besinler ile desteklmemiz gerekir. Kan yapıcı; kuru üzüm, pekmez, kırmızı et, yumurta ve kurubaklagillerin tüketilmesi gerekir.

Folik asit: Bu vitamin bebeklerde sinir sistemi riskini azaltan, hücre büyümesi ve organ gelişiminde rolü olan B vitamini takviyesidir. Anne adaylarında gebelik öncesi takviyeleri önerilir ve hergün alınmalıdır. Doğal halde taze sebze, meyve, patates, baklagiller, kepekli ve süt ürünlerinde bulunur.

C Vitamini: Bu vitamin grubu ise hamilelik döneminde oldukça önemlidir. Demir emilimi ve fetal doku gelişimi açısından gereklidir. C vitamini eksikliği erken doğum ile ilişkilendirilir. Ayrıca bu vitamin amniyotik kesenin oluşmasınada katkıda bulunur. Önerilen günlük doz 85 mg.'dır.Bu ihtiyacımızı karşılamak için brokoli, kivi ya da portakal tercih edebiliriz.




                    Size vermiş olduğum bu bilgilerin yanı sıra gebelik ve emzirme döneminde alkol, sigara, asitli yiyecek ve içeceklerden uzak durulması önerilir. Bunların aksine spor yapmak, bol su tüketmek, sizi ve bebeğinizi dinlendirici müzik dinlemek daha iyi gelecek ve zinde kalmanızı sağlayacakdır.




Tüm anne ve anne adaylarına; Ayrıca da  bebişlerine sağlıklı günler dilerim :) ...






8 Nisan 2015 Çarşamba

FARKLI TATLAR - II



           Bugün küçük lezzet severlerimiz için yeni, pratik ve farklı tatlar ile damak tadınızı arttırmak istiyorum. Hepinize şimdiden afiyet olsun. :)))


MARİNE EDİLMİŞ PEYNİR TOPLARI:

500 gr. Lor peynirini elinizde yuvalayıp misket büyüklüğünde toplar yapın.Kavanoza peynirleri alın.Biberiye ve Kekik dallarını yerleştirin.Sos için, 1 su bardağı zeytinyağı,yarım çay kaşığı tane beyaz biber, yarım çay kaşığı tane kırmızı biberi karıştırıp ekleyin.Buzdolabında beklettikten sonra servise hazır.

FINDIKLI MUZ KIZARTMASI:

Bir kaba 1 su bardağı un, 1 tatlı kaşığı kabartma tozu ve 1 küçük fincan çekilmiş fındığı ilave ederek harmanlayın.Biraz su ekleyip sıvı bir karışım haline getirin.2 adet muzu eşit parçalara bölerek sırasıyla 2 çorba kaşığı nişasta ile karışıma bulayıp, tereyağında kızartın.Bal ile servis yapın.

PEYNİRLİ ÇİLEK:

50 gr.labne peynirini 3 - 4 dal taze kekik ile karıştırın. 200 gr. çileği sap kısımlarına doğru verev kesin.Peynirli karışımı aralarına doldurun.Önceden ısıtılmış 200 derece fırında 2 - 3 dakika pişirin.Üzerine zeytinyağı ve damak zevkinize göre balzamik sirke gezdirerek servis yapın.

KABAK CİPS:

1 çay bardağı galeta unu, 1 çay bardağı kaşar peyniri, tuz, toz biber ve sarımsak tozunu bir kapta karıştırın.3 adet kabağı halka olarak dilimleyin. Kabakları yarım çay bardağı süte sonra karışıma bulayın.200 derece önceden ısıtılmış fırında kızarıncaya kadar pişirin.Servise hazır.



1 Nisan 2015 Çarşamba

SABOTAJ MEYVELERİ Mİ?

     



       21.Yüzyıl Türkiyesindeyiz ve böyle bir dönemde iken  31 Mart olaylarını yaşamış olmanın üzüntüsündeyiz.Diğer dönemlerde de olduğu gibi 2015 yılıda 31 Mart gününe damga vurarak bu günlere katılmayı başardı.

                Bu dönemde tüm Türkiye'de elektrik kesintisini yaşamak.Ne tesadüftür ki 2 dakika! kesintiye rağmen hayatımızın o 2 dakikası ile başbaşa kalmak.Durum bumudur.Yalnış zamanda yalnış yerdemi bulunmak.Ya da sen doğru yerde dururken o yerden alı konulmakmıdır.Hayatımızın bir kesinti kadar kısaltılmasımıdır?Ama bu durum sanıyorum  hepimizin kafalarına güzelce kazındı.Amaçlarıda bu değilmiydi zaten.O günü bir nakış gibi işlemek.Ne oldu şimdi yine bir hayat bitti,bir dönem kapandı.Daha büytük bir dönemin başlangıcınada imzalar atıldı.Emelleriniz gerçekleştimi,herşey istediğiniz gibimi oldu yoksa hala eksiklermi var.Başka birgüne mi kapanış yapacaksınız ;sanmıyorum.Gerçi bu günümüze karamsarda kalmamak lazım.En azından yaşadığımız kesinti ile hayatımızda başımıza neler gelebileceğini hangi dostumuzu, akrabamızı, aile bireyimizi daha çok sevdiğimizi daha çok ihtiyaç duyduğumuzu test etmek için iyi bir fırsat oldu.Ama hepimiz için zor bir test olduğuda gerçek.Bazılarımız bu testi geçemedi.Kimside kopya çekerek başarısını elde etti.Bu başarının bedelini kimiside ağır ödedi.

                 Başka olan olaylardan bazıları ise Futbolcularımız için acı bir gün olmasıydı.Kendilerine Başsağlığı diliyorum.

         31 Mart 2015 Hepimiz için karmaşık ve uzun birgündü.Ama en çok bu duruma emeklilerimiz sevindiler diye umuyorum.Sevinmiyeceksinizde ne yapacaksınız.Başka çaremi var.
.Ve yine umuyorum ki böyle birgün birkez daha yaşamayız.Ama; sanmıyorum...

               Biride keşke çıkıpta şimdi dese 1 NİSAN!

14 Mart 2015 Cumartesi

AMARULA AĞACI (MARULA)

         


            Bugünkü yazımı doğaya ayırmak istedim.Bu nedenle de Afrika da bulunan enteresan bir ağaç hakkında sizleri bilgilendirerek, sizlerin bilgisine değer katmak isterim.

     
            Başlıkta da belirttiğim gibi konumuz Amarula ağacı. Bazı yerlerde ismi Marula olarakta geçmekte olan bu ağacın en önemli ve gözde olan özelliği Dünya üzerinde tek olması ve yılda bir kez ürün vermesidir.Bu ağaç Afrika ülkesinde bulunmaktadır. Amarula ağacının içerisinde %17 oranında alkol bulunmaktadır. Protein açısından zengin olan ve içerisinde C vitamini barındıran tohumları, meyvesi yenen ve likör yapımında kullanılan bunun yanı sırada yağı ise önemli kozmetik firmalarında ham madde olarak kullanılmaktadır.Sağlık açısında katkısı bulunan bu tohumlar burun ve kulak damlası olarakta fayda sağlamaktadır.
       
      
  Amarula ağacı; meyvesini en sıcak ve kurak zamanda verir.Son derece sulu olan meyvesi aynı zamanda doğada bulunan hayvanlarında tercihidir. Hatta bu meyveden yiyen hayvanların içerisinde bulunan alkolden ve ürünün fazla tüketilmesinden dolayı bu alkolun etkisine girerek sarhoş oldukları görülmüştür. Ağacın bir diğer özelliği ise kendine verimli bir tür olmamasıdır. Bu nedenlede tozlaşma için en az bir erkek ve bir dişi ağacın bulunması gerekir.


       Amarula ağacı, yerli halk tarafından iyi bir geçim kaynağı sağladığı için nimet olarak kabul ediliyor. Ağacı yerinde görmek isterseniz; Afrika da, Etiopya ve Kwazula-Natal yani Güney Afrika bölgesinde yer almaktadır.
        


                    

13 Mart 2015 Cuma

YAZ'A HAZIRLIK (zayıflama yöntemleri)

       
            Bazı arkadaşlarımızın yardım çağrılarını duydum. Bu nedenlede de bu yazımı o arkadaşlarıma ayırdım.

          Yaz'a kavuşmamıza az kaldığımız şu günlerimizde, özellikle biz bayanların dert ettiği hatta çaktırmadan dert eden baylarında düşüncesi olan zayıflamak. Eminim hepimiz kış boyunca can simitlerimizi baya büyüttük.Ama malasefki o simitler yaz döneminde denizde ya da havuzda işimize yaramayacak.Bizim de bu durumda en başta yapmamız gereken porsiyonlarımızı küçültmek, az ama sık sık yemek yiyerek metobalizmamızı hızlandırmak.Lifli gıdalara ağırlık vererek, yağdan ve yağda kızartılmış yiyeceklerden uzak durmak.

        Gün içerisinde tüketebileceğiniz ve diyetlerinize yardımcı olabilecek,ayrıca kolaylıkla uygulayabileceğiniz pratik bilgiler:

*Metobalizmayı hızlandıran tarçın ile yoğurt karışımını tüketmek.
*Her öğünde soya sosu kullanmayı tercih etmek.
*Sabahları kahvaltıdan en az 30 dk önce ılık su içmek (vücudda bulunan şişkinlerin azalması yani ödemin kolay atılmasını sağlar).
*Kırmızı biber yemek.(Metobalizmayı %25 oranında hızlandırıyor).
*Yemek yerken midenizin sindirimini kolaylaştırmak için yavaş ve iyi çiğneyerek yemek.
*Ispanak yemeyi tercih etmek.
*Peynir tercihimizi, diğer peynirlere göre %40 oranında az kaloride olan keçi peynirinden yana kullanmak.
*Yeşilçay içmek.
*Gazlı içeceklerin yerine mineralli içecekler tercih etmek.
*Ananas yemek.
*Yemeklerden sonra hemen uyumayı tercih etmeyerek biraz ertelemek.
*Salataları zeytinyağlı tercih etmek.
*Dondurulmuş ve hazır gıdalardan uzak durmak.
*Nar yemek.
*Yemekten önce elma yemek.
*Enerji içeceklerinden uzak durmak.
*Günde 6 saatten fazla uyumaya dikkat etmek.
*Gün içerisinde tükettiğimiz suları tarçın bekletilmiş olarak tercih etmek.
*Light süt içmeyi tercih edin (yağ yakıcı etkisinden dolayı).

Ve; son olarak ekleyeceğim sizinde bildiği gibi bol bol spor yapmak ve spor yaparkende sizi mutlu edecek müzik dinlemek. Ayrıca gün arasında bol bol kahkaha atmakta sizin için iyi bir tercih olacaktır.



27 Şubat 2015 Cuma

KADINA ŞİDDET!




                   Bu konu ile ilgili o kadar çok yazı, makale, bilgilendirme var ki.Ama yine de yetersiz kaldığını düşünüyorum.Bu nedenle de bende bu konu hakkında fikirlerimi sizler ile paylaşmak istedim.     
                      Ne yazıktır ki toplumumuzda biz kadınlar şiddete maruz kalıyoruz.Şöyle geçmişe doğru dönüp baktığımda şiddete maruz kalan birisini gördüğümüzde hemen çevredekiler, bizler müdahale ederdik.Günümüzde böyle bir olaya şahit olduğumuzda normal bir olaymış gibi görüp seyirci kalıyoruz. Hatta müdahale etmeyi bırakın çoğumuz görmezden geliyoruz.Böyle bir çağda, toplumumuzda şiddete maruz kalan kadınlarımızın oranı %98' dir. Evet yanlış okumadınız rakamı doğru yazdım.Bu oranı açtığımızda ise %39 fiziksel şiddete, %59 Cinsel ve Duygusal şiddete maruz kalıyor.

                      Açıklığa kavuşturamadığım, anlamakta zorlandığım bir konu bu şiddet.İnsanlar kendi fiziksel güçleri bizleremi yetiyor.Ya da bizlerde mi? test ediyorsunuz.Tamam anlamak istemediğimiz halde yine baskı ile anlatmaya çalıştığınız ve uyguladığınız taciz, tecavüzler için bahaneler uyduruyorsunuz."Yok -tahrik var, yok -mini etek giyiniyorlar, yok -hamile hamile sokakta geziyorlar" deniliyor.
                  Tabii biz kadınlar 6 - 60 yaş aralığında bu dediklerinizi yapıyoruz da bunları bahane ediyorsunuz. Peki şiddet için açıklamanız ya da -bahaneniz nedir?  İşte bunu çok merak ediyorum. Ben sizler için bahaneler buldum bile. "-Canım öyle istedi yaptım. -Kaşınmasaydı yapmazdım. -Haketti kardeşim". Ya da klasik açıklama "Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmiceksin".Biz böyle bir zihniyete sahip kültür ile geldiysek aynı kültür ile devam etmeyelim.

           Yazımı okuma nezaketi gösterem tüm bay ve bayan arkadaşlarımdan çok rica ediyorum.Şiddete maruz kalan birinin olayına tanık olduğunuzda duyarlılığınızı göstererek lütfen müdahaale edin. Aynı durumda bizlerde olabilirdik.



BUYRUN SİZE ÖRNEK: