SAYFALAR

14 Mart 2015 Cumartesi

AMARULA AĞACI (MARULA)

         


            Bugünkü yazımı doğaya ayırmak istedim.Bu nedenle de Afrika da bulunan enteresan bir ağaç hakkında sizleri bilgilendirerek, sizlerin bilgisine değer katmak isterim.

     
            Başlıkta da belirttiğim gibi konumuz Amarula ağacı. Bazı yerlerde ismi Marula olarakta geçmekte olan bu ağacın en önemli ve gözde olan özelliği Dünya üzerinde tek olması ve yılda bir kez ürün vermesidir.Bu ağaç Afrika ülkesinde bulunmaktadır. Amarula ağacının içerisinde %17 oranında alkol bulunmaktadır. Protein açısından zengin olan ve içerisinde C vitamini barındıran tohumları, meyvesi yenen ve likör yapımında kullanılan bunun yanı sırada yağı ise önemli kozmetik firmalarında ham madde olarak kullanılmaktadır.Sağlık açısında katkısı bulunan bu tohumlar burun ve kulak damlası olarakta fayda sağlamaktadır.
       
      
  Amarula ağacı; meyvesini en sıcak ve kurak zamanda verir.Son derece sulu olan meyvesi aynı zamanda doğada bulunan hayvanlarında tercihidir. Hatta bu meyveden yiyen hayvanların içerisinde bulunan alkolden ve ürünün fazla tüketilmesinden dolayı bu alkolun etkisine girerek sarhoş oldukları görülmüştür. Ağacın bir diğer özelliği ise kendine verimli bir tür olmamasıdır. Bu nedenlede tozlaşma için en az bir erkek ve bir dişi ağacın bulunması gerekir.


       Amarula ağacı, yerli halk tarafından iyi bir geçim kaynağı sağladığı için nimet olarak kabul ediliyor. Ağacı yerinde görmek isterseniz; Afrika da, Etiopya ve Kwazula-Natal yani Güney Afrika bölgesinde yer almaktadır.
        


                    

13 Mart 2015 Cuma

YAZ'A HAZIRLIK (zayıflama yöntemleri)

       
            Bazı arkadaşlarımızın yardım çağrılarını duydum. Bu nedenlede de bu yazımı o arkadaşlarıma ayırdım.

          Yaz'a kavuşmamıza az kaldığımız şu günlerimizde, özellikle biz bayanların dert ettiği hatta çaktırmadan dert eden baylarında düşüncesi olan zayıflamak. Eminim hepimiz kış boyunca can simitlerimizi baya büyüttük.Ama malasefki o simitler yaz döneminde denizde ya da havuzda işimize yaramayacak.Bizim de bu durumda en başta yapmamız gereken porsiyonlarımızı küçültmek, az ama sık sık yemek yiyerek metobalizmamızı hızlandırmak.Lifli gıdalara ağırlık vererek, yağdan ve yağda kızartılmış yiyeceklerden uzak durmak.

        Gün içerisinde tüketebileceğiniz ve diyetlerinize yardımcı olabilecek,ayrıca kolaylıkla uygulayabileceğiniz pratik bilgiler:

*Metobalizmayı hızlandıran tarçın ile yoğurt karışımını tüketmek.
*Her öğünde soya sosu kullanmayı tercih etmek.
*Sabahları kahvaltıdan en az 30 dk önce ılık su içmek (vücudda bulunan şişkinlerin azalması yani ödemin kolay atılmasını sağlar).
*Kırmızı biber yemek.(Metobalizmayı %25 oranında hızlandırıyor).
*Yemek yerken midenizin sindirimini kolaylaştırmak için yavaş ve iyi çiğneyerek yemek.
*Ispanak yemeyi tercih etmek.
*Peynir tercihimizi, diğer peynirlere göre %40 oranında az kaloride olan keçi peynirinden yana kullanmak.
*Yeşilçay içmek.
*Gazlı içeceklerin yerine mineralli içecekler tercih etmek.
*Ananas yemek.
*Yemeklerden sonra hemen uyumayı tercih etmeyerek biraz ertelemek.
*Salataları zeytinyağlı tercih etmek.
*Dondurulmuş ve hazır gıdalardan uzak durmak.
*Nar yemek.
*Yemekten önce elma yemek.
*Enerji içeceklerinden uzak durmak.
*Günde 6 saatten fazla uyumaya dikkat etmek.
*Gün içerisinde tükettiğimiz suları tarçın bekletilmiş olarak tercih etmek.
*Light süt içmeyi tercih edin (yağ yakıcı etkisinden dolayı).

Ve; son olarak ekleyeceğim sizinde bildiği gibi bol bol spor yapmak ve spor yaparkende sizi mutlu edecek müzik dinlemek. Ayrıca gün arasında bol bol kahkaha atmakta sizin için iyi bir tercih olacaktır.



27 Şubat 2015 Cuma

KADINA ŞİDDET!




                   Bu konu ile ilgili o kadar çok yazı, makale, bilgilendirme var ki.Ama yine de yetersiz kaldığını düşünüyorum.Bu nedenle de bende bu konu hakkında fikirlerimi sizler ile paylaşmak istedim.     
                      Ne yazıktır ki toplumumuzda biz kadınlar şiddete maruz kalıyoruz.Şöyle geçmişe doğru dönüp baktığımda şiddete maruz kalan birisini gördüğümüzde hemen çevredekiler, bizler müdahale ederdik.Günümüzde böyle bir olaya şahit olduğumuzda normal bir olaymış gibi görüp seyirci kalıyoruz. Hatta müdahale etmeyi bırakın çoğumuz görmezden geliyoruz.Böyle bir çağda, toplumumuzda şiddete maruz kalan kadınlarımızın oranı %98' dir. Evet yanlış okumadınız rakamı doğru yazdım.Bu oranı açtığımızda ise %39 fiziksel şiddete, %59 Cinsel ve Duygusal şiddete maruz kalıyor.

                      Açıklığa kavuşturamadığım, anlamakta zorlandığım bir konu bu şiddet.İnsanlar kendi fiziksel güçleri bizleremi yetiyor.Ya da bizlerde mi? test ediyorsunuz.Tamam anlamak istemediğimiz halde yine baskı ile anlatmaya çalıştığınız ve uyguladığınız taciz, tecavüzler için bahaneler uyduruyorsunuz."Yok -tahrik var, yok -mini etek giyiniyorlar, yok -hamile hamile sokakta geziyorlar" deniliyor.
                  Tabii biz kadınlar 6 - 60 yaş aralığında bu dediklerinizi yapıyoruz da bunları bahane ediyorsunuz. Peki şiddet için açıklamanız ya da -bahaneniz nedir?  İşte bunu çok merak ediyorum. Ben sizler için bahaneler buldum bile. "-Canım öyle istedi yaptım. -Kaşınmasaydı yapmazdım. -Haketti kardeşim". Ya da klasik açıklama "Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmiceksin".Biz böyle bir zihniyete sahip kültür ile geldiysek aynı kültür ile devam etmeyelim.

           Yazımı okuma nezaketi gösterem tüm bay ve bayan arkadaşlarımdan çok rica ediyorum.Şiddete maruz kalan birinin olayına tanık olduğunuzda duyarlılığınızı göstererek lütfen müdahaale edin. Aynı durumda bizlerde olabilirdik.



BUYRUN SİZE ÖRNEK:





26 Şubat 2015 Perşembe

FARKLI TATLAR - I

                                                             
                                                                    AKŞAM MENUSÜ-2

              Arkadaşlar sizler için elimden geldiği kadar farklı tatlar ile karşınıza çıkmaya çalışıyorum. Beğeneceğinizi umuyorum.Şimdiden afiyet olsun.

YER ELMASI ÇORBASI:

MALZEMELER
1 Soğan
2 Havuç
750 gr.Yer elması
Yarım çay bardağı mercimek

YAPILIŞI:
1 Soğanı yemeklik doğrayıp 2 havuç ile birlikte soteleyin.Soğan seffaflaşmaya başlayınca 750gr. doğranmış yer elmasını ekleyin.Yarım çay bardağı mercimeği üzerine ilave edin.Birkaç kez karıştırıp 1,5 lt. sıcak su ekleyin.Mercimek yumuşayana kadar pişirin.Sebzeler piştikten sonra ezerek pürüzsüz hale getirin.Servise hazır.

PORTAKAL SOSLU DİL BALIĞI:

MALZEMELER
2 adet Dil balığı
1 tutam karabiber
1 tutam tuz
1 tutam tarhun
Yarım çay bardağı zeytinyağ
50 gr. Tereyağ
1 Su bardağı portakal suyu
1 Adet Portakal

YAPILIŞI:
2 adet dil Balığını yağladığınız tepsiye alın.Üzerine zeytinyağını,karabiber ve tuzu ekleyin.160 derece fırında 10 dk. pişirin.Diğer tarafta portakal suyunu hafif ılıtın. 50 gr. Tereyağını ilave ederek karıştırın.1 adet küp olarak doğranmış portakalı ve bir tutam tarhunu ekleyin.Servis tabağına alın.Servise hazır.

TAHİNLİ KABAK TATLISI:

MALZEMELER
1,5 kg. soyulmuş kabak
3 su bardağı toz şeker

YAPILIŞI:
1,5 kg.soyulmuş kabağı fırın kabına yerleştirin.Üzerine 3 su bardağı şeker serpin. Streç film ile kapatıp buzdolabında 1 gece bekletin.Ertesi gün üzerini yağlı kağıt ile örterek 160 derece ayarlı fırında 25-30 dk.pişirin.Soğuyunca üzerine tahin döküp servis yapın.


25 Şubat 2015 Çarşamba

KADER DEĞİL,GERÇEK!

       

            Çoğu zamanlarda hemen hemen hepimizin kullandığı, hatta artık klişeleşmiş olarak kullandığımız cümleler vardır.

"Bugünüde bitirdim ".
"Bugünüde bitirdim ama, gel birde bana sor".
"Bugünü bitirdiysem artık hergünüm iyi geçer". 
Ya da;
"İyiki böyle bir gün geçirebildim"
"İyiki böyle bir gün geçirme fırsatı buldum" gibi vs vs...

               Ama bu cümleleri akşamına kuramayan, evine varamayanlar var. O an, O dakikalar yaşantısı film şeridi gibi gözünün önünden akıp geçen, O an; tek aklından geçenin ölecekmiyim,ölüyormuyum.

Ya da; sadece sevdikleri...

              İşte bu arkadaşlar.Sizler de biliyorsunuz ki onlara ölmek isterrmisin diye bile soran olduğunda belki o anki cevapları hayatla dalga geçmekti, belki de gerçekten samimi cevapları vatanım için evet! Vatanım için şehit olurum.Evet, vatanları için şehit oldular.Kimisi gerçenten bu uğura bilerek girdiler, kimisi kurban gittiler.Ama; şöyle de bir gerçek varki, hepimizin farkında olduğu bilinçli; ve bilinçsizmiş gibi tedbirsizlikten kaynaklandığıdır.Ölen ölmüştür zaten dimi! Olan; kalanlaradır. Asıl maksadımız bunların tekrarlanmaması.Görüyorum ki, bu olaylar geçmişte de yaşandı,şimdi de yaşanıyor ve gelecekte de yaşanacak.

           Bu kader değil.Her olay kader değildir.Kaderimizin ve Hayatımızın böyle olaylarla sonuçlanmasına müsaade etmeyiniz.




Geride kalanlara Allahtan başsağlığı diliyorum...

          



20 Şubat 2015 Cuma

İŞLENEN SUÇLARIN ALTINDA YATAN SUÇLULAR



BÖLÜM-1:

                                                                ÇOCUKLUĞUMUZ

              Sizlerinde bildiği gibi, suçu işleyen çoğu kişinin geçmişine baktığımızda, geçmişte debenzeri ve yakın suç listesinde olduğunu görüyoruz.Aslına bakarsanız bu gibi kişilerin geçmişine yani çocukluklarına kadar gidildiğinde asıl suçlunun orada doğduğunu ve bu olayıda gerçekleştiren biz büyüklerin olduğunu görüyoruz.

ÇOCUK nedir?

      Toplumda rol ve görevleri henüz öğrenmekte olan, bakıma ve eğitime ihtiyacı olan insandır.Çocuk; bir yetişkinden beklenen olgunluğu göstermeyen, büyüklere yakışmayacak biçimde düşüncesizce davranan, gereğince olgunlaşmamış kimsedir.Ya da;kısaca:Aklı  birşeye ermeyen,saf,temiz.

    İşte; yukarıda da okuduğumuz gibi çocuk henüz bir bant kaydı gibidir. Tüm gördüklerini, duyduklarını yakalar ve belleğine kaydeder.Tam bu aşamada çocuklarımıza eğitim ile birlikte ne aşılarsak ileride onun meyvelerini alırız.Çünkü; çocuk geliştikçe bağımlılığı azalır ve bireysel davranışlar göstermeye başlar.Çoğumuz çocuklarımızın bırak onsekizi daha o yaşları bile görmeden olgunlaştığını düşünerek, gerekli gereksiz sorumluluklar yükleriz.Aslında bir çocuk 18 yaşını bitirmiş olmakla, olgunlaşmadıklarını bu sürecin 21 yaşına kadar uzayabileceğini bilmek gerekir.Sorumluluk ve yaş arasında sıkı bir bağ vardır.Bu noktadaki en büyük sorumlulukta biz ebeveynlere aittir.

           Biliyorum, çocuk büyütmek zor iştir.Ama; beslediğimiz çocuklar bizim.Her çocuğu hayırlı ve eğitimli bir birey yapmak kendi geleceğimizi hazırlamaktır.

            Bu nedenle kendi ellerimizle, kendi düşüncelerimizle geleceğimizi bozup,yıkmayalım.Sağlam temeller ile inşaa edelim...
         
tg...

17 Şubat 2015 Salı

SOĞUK KIŞ GÜNLERİNE SAVUNMA

         Kış aylarında soğuktan korunmanın yollarında bir olan ısınmak için kullanılan odun,kömür artışı ile birlikte, bu dönemlerde görülen hastalıklarda da artışlar yer almaktadır.Bunların en başında da kirli havanın tetiklediği alerji gelmektedir.Bu durumda hava kirliliği olsun,soğuk olsun herkesi etkilesede alerjik bünyeye sahipkişilerde bu faktörler daha etkili oluyor.Yaşlılarda ve çocuklarda hatta kronik hastalığı olanlar yüksek risk gruplarıdır.Özellikle bu hastalar arasında; alerjenler,viral enfeksiyonlar (nezle,grip,faranjit vb.), kirli hava, sigara dumanı, soğuk hava, parfüm ve benzeri kokular, stress gibi faktörler astım'ı tetiklemektedir.

                 Peki; bu durumda ne yapmalıyız! Ya da; nelere dikkat etmeliyiz!
        
          Öncelikle,Alerjik kişiler hava kirliliği olan ortamlardan sakınmalıdır.Bu dönemlerde kapalı yerlerde ve kalabalık ortamlarda uzun süre kalmamalıdır.Dışarı çıktıklarında göz,burun ve ağızlarını özellikle korumalı, soğuk hava direkt olarak alınmamalıdır.Bunun için yünlü atkı,kazak ve bere ile sakınabilirler.
          
           Ayrıca; alerji belirtileri ortaya çıktığında ilgili hekim kontrolü altında damla ve antibiyotik gerekirse de lokal etkili kortizonlu spreyler kullanarak önlemlerini alabilirler.